Hızlı Yaşamak
Gelişen ve değişen dünyada çok hızlı ilerleyen teknolojiyle beraber insanlar artık hızlı yaşamak mecburiyetinde bırakılıyor. Her gün farklı işler, farklı koşuşturmalar, mutlaka yetiştirilmesi gerektiğine inandığımız sonu gelmez işler.
Günümüzde artık hayatın tadını çıkararak yaşamaktan ziyade “Bir günün içerisine ne kadar çok şey sığdırabiliriz” telaşındayız. Yirmi dört saatimize daha fazla şey sığdırabilmek için her şeyi hızlı yapar hale geldik. Hızlı yemek yemek, hızlı konuşmak, hızlı alışveriş, hızlı eğlence, hızlı gezintiler ve hızlı bir hayat…
Peki, tüm bunlara rağmen hayatın hızına yetişebiliyor muyuz? Her günümüz istediğimiz gibi oluyor mu? Zamanı yettirebiliyor muyuz?
Son sürat gelişen iletişim araçları da hayatın hızlı temposuna yetişebilmek için bazen yetersiz kalıyor. Artık iletişim o kadar kolay ve hızlı bir hale geldi ki derdimizi, isteklerimizi neyle ve nasıl anlatacağımızı da şaşırıyoruz. Telefonla mı konuşsak, internetten mi yazışıp haberleşsek karar veremiyoruz. Eldeki bunca imkân ve alternatife rağmen, insanlar arası ilişkilerde sohbet ve muhabbetlerde eskinin samimiyet ve huzuru maalesef bulunamıyor. Teknolojinin nimetlerinden faydalanarak elde etmeye çalıştığımız sanal alemdeki “sanal huzur” hiçbir zaman bizlere yüz yüze ilişkilerin verdiği hazzı veremiyor.
Artık sosyal hayatımız neredeyse tamamıyla sanal aleme tıkılıp kalır oldu. Tabiî ki bunca teknolojik imkân ve yenilik beraberinde yeni işleri ve uğraşları da getiriyor. Getirdiği yeniliklerle ve kolaylıklarla, beraber internet ve diğer medya iletişim araçları zamanla amacını aşarak farklı meşgaleleri de başımıza sarıyor ister istemez. Öyle ki zaten çok çabuk geçen ve doğru dürüst bir şey anlamadığımız gündelik hayatımızdan, birçok şeyi de alıp götürüyor. Hızlı yaşamın hızlı atmosferine kendisini fazlasıyla kaptıran insanoğlu soluk soluğa yaşamanın da etkisiyle ortaya çıkan koşuşturmaca da artık etrafındaki güzellikleri, heyecanı, durup görmesi gereken şeyleri göremez, tatması gereken lezzetleri tadamaz, duyması gereken kokuları ve sesleri duyamaz hale gelmiştir. Aslında yanı başımızda duran mutluluğun farklı mecralarda ve farklı şekillerde aranması insanın burnunun dibindeki güzellikleri görememesine sebep oluyor.
Hızlı yaşamın verdiği, farklı tutkular ve heyecanlar arayarak mutluluğa ulaşma hevesi de, insanları bir bakıma doyumsuz hale getirmiştir.
Birçok şeyin farkında olmadan geçirdiğimiz sıradan günlerimiz aslında farkında olmadan hayata dair çok şeyi kaçırdığımız günler olabilmektedir.
Artık daha fazla büyük balık kaçırmamak için arada bir durup nefes almalı, etrafımıza bakmalı, değişimleri görmeli ve belki de hayatın, içine her şeyi sığdırabileceğimiz büyüklükte olmadığının farkına varmalıyız. Kim bilir belki de böylece daha az pişmanlık yaşar ve bazı güzellikleri kaçıp gitmeden zamanında yakalayabiliriz.
Sağlıcakla kalın…