Diğer tarafta doğru dürüst bir aile dizisinin kalmadığı ve adeta dizi çöplüğünü andıran ekranlar ise bel altı esprilerin harmanlanıp harmanlanıp tekrar piyasaya sürüldüğü ahlaksızlık yuvası halini aldı. Yayın saati diye bir şey kalmayınca artık her şeyi her saatte izlemek mümkün hale geldi. Son dönemde popüler olan ensest ilişkilerle ve uç yaşantılarla dolu marjinal hayatları yansıtan TV dizileri ise başta garipsense de halkımız onlara da aşina hale geldi. Türkiye’nin küçük bir kesimini yansıtan bu yaşantılar, tüm topluma benimsetilmeye ve kabul ettirilmeye çalışılmakta ve bu şekilde toplum yozlaştırılmaktadır. Bu tür yapımların ebeveynlerden başka en büyük zararı da çocuklara olmaktadır. Şimdiden çocukların zihinlerine bu uç yaşam tarzları enjekte edilmektedir.
Değişimin kaçınılmaz olduğu çağımızda değişimin hangi yönde olduğu ve bizim
hangi tarafta olduğumuz daha fazla önem kazanıyor. Bu yüzden önümüze sunulanı hemen kabullenip benimsemek yerine, sapla samanı iyi ayırt edebilmek ve hayattaki anormalliklerin farkında olmak gerekir.
Hayırlı Ramazanlar
Yaklaşık 36 senede bir döngü yaşayan 11 ayın sultanı Ramazan bu sene yaz aylarının en sıcak dönemlerine denk geldi. Şimdilik zaruri bir ihtiyaç olmadıkça evden çıkmaya pek cesaret edilmiyor. Çıkılacak gibi de değil zaten. Allah dışarıda sıcağın altında çalışmak zorunda olanların yardımcısı olsun. Gerçekten zor bir durum. En çetin orucu da onlar tutuyor diye düşünüyorum.
Ramazan-ı Şerif’in herkes için hayırlara vesile olmasını diliyorum.