Referanduma sayılı günler kala etrafınıza şöyle bir baktığınızda görüyorsunuz ki şimdi de “evet”çiler “hayır” cılar diye bölünmüş güzel ülkemin güzel insanları…
Peki neye göre “evet” ya da “hayır” diyoruz? Ne kadar hakimiz ne kadar biliyoruz yeni anyasanın bizlere getireceklerini ya da alıp götüreceklerini…
Bu bir “evet” “hayır” kavgası değildir, açın gözünüzü… Bu partiler üstü bir olaydır. Geleceğimiz hakkında, haklarımız hakkında, özgürlüklerimiz hakkında vereceğimiz bir karardır 12 Eylül’de ki kararımız.
Bu sebepledir ki 12 Eylül’de bizlerin, kendisinin, çocuklarının ve hatta doğmamış torunlarının nasıl bir ülkede yaşayacağının kararını verecek olan her seçmen yeni anayasanın her maddesini titizle okumak ve incelemek, irdelemek zorundadır.
Neden referandum aldatmacası?
Bir kere ilk aldatmaca darbe anayasası söylemiyle başlıyor. Evet 12 Eylül askeri darbesinden sonra 1960 anayasası rafa kaldırılmış ve yeni bir yapılanmaya gidilmiştir. Ancak yeni düzenlenen anayasa 7 Kasım 1982 yılında yapılan halkoylamasıyla %92.7 evet oyuna karşılık, %8.6 hayır oyuyla kabul edilmiştir.
Yani bu gün sine-i millete dönelim diyenler darbecilerin hazırladığı anayasanında aslında halkın iradesiyle kabul edildiğini ya unutuyorlar yada söylemek istemiyorlar.
Diyorlar ki; bu anayasa ile 12 Eylül Askeri darbesinin hesabı sorulacaktır.
Neden açıklanmıyor zaman aşımı süresi 20 yıl olan ve aradan 30 yıl geçmiş bir olayın hesabının nasıl sorulacağı?
Ve 1982 anayasasının getirdiği dokunulmazlıklara neden dokunulmuyor? Üstelik seçildikleri ilk günlerde milletvekilleri lojmanları boşaltılırken tüm TV’lerde sırada dokunulmazlıklar var onlarıda kaldıracağız demiyorlar mıydı? İşte size fırsat kaldırın dokunulmazlıkları korkunuz yoksa…
Yine 12 Eylül anayasasıyla kurulan YÖK’e neden dokunulmuyor amaç hesap sormaksa?
Gelelim yeni anayasa paketindeki değişikliklere…
Memurlara toplu sözleşme hakkından bahsediliyor. Fakat anlaşmaya varılamazsa grev hakkı gasp ediliyor. Yapısı hakkında hiçbir açıklama yapılmayan sadece yasayla belirlenir denilen kamu görevlileri hakem kuruluna gidilir deniyor. Ve bu kurul ne karar verirse onu kabul etmek zorundasınız çünkü yargıya gitme hakkınız da yok… Pekiyi bu toplu sözleşme hakkı mıdır, toplu sözleşememe hakkı mıdır?
Vergi Daireleri yurt dışına çımaya engel olamayacak… Yani devleti dolandıranların elini kolunu sallaya sallaya yurt dışına çıkmasına engel kalmıyor...
Milletvekilliğinin düşürülmesi uygulaması kaldırılarak millet vekilliği düşen eski DTP li vekillerin önü açılıyor…
Yüksek Askeri Şura'nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılıyor. Yani irtica nedeniyle askerlikle ilişiği kesilmiş personele kapılar aralanıyor…
Hepsinden önemlisi Anayasa Mahkemesinin ve HSYK’nın yapıları değiştirilecek. Üye sayıları arttırılacak ve üyelerin çoğunluğunu TBMM ve Cumhurbaşkanı atayacak. Buda demek oluyor ki iktidarda hangi parti varsa Anayasa Mahkemesi ve HSYK onun tekelinde olacak. Bu durumda hukuka ve adalete ne kadar güven duyabileceksiniz?
Mevcut anayasa yeterlimidir? Elbette ki hayır… Ancak yeni bir anayasa tek bir partinin değil STK’ların, sendikaların, konunun uzmanlarının, diğer partilerinde görüşleri doğrultusunda hazırlanmalıdır. Tekelcilikten uzak demokratik bir anayasa olmalıdır….
12 Eylül referandumu parti seçimi değildir. Partiler üstü bir seçimdir. Geleceğimizin seçimidir… Ya aydınlık ve müreffeh bir gelecek yada haklarımızın bir çoğundan fedakarlık ve güven kaybetmiş bir adalet…
Bu seçim iki torba kömür, üç kilo bulgurla kandırılamayacak kadar önemli bir seçim… Tek isteğim maddeleri tek tek okumadan ve yorumlamadan vermeyin kararınızı… Birileri böyle istiyor diye değil, siz nasıl bir gelecek istiyorsanız ona göre kullanın oyunuzu… Yarın çocuklarınız hesap sorduğunda verecek cevabınız olsun…