Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu Suriyelilerin Türk vatandaşlığına alınma yönündeki açıklamasının ardından ülke gündemine oturmuş ve ülkemizin adeta tek sorunu haline gelmiştir.  28 Nisan 2011 tarihinden itibaren kitlesel akınla Türkiye’ye gelen Suriyelilerin hukuki statüsünü doğru olarak ifade etmemektedir.

Uluslararası hukuk ve Türk hukuku açısından Suriyeliler için kullanılması gereken kavram, “geçici korunan Suriyeliler'dir.

11 Nisan 2014 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” (YUKK) kapsamında, ülkesini terk edip Türkiye’ye gelen ve sığınma talep eden yabancılara sağlanan dört çeşit uluslararası koruma statüsü bulunmaktadır:

(1) mülteci statüsü,

(2) sığınmacı statüsü,

(3) ikincil koruma statüsü

(4) geçici koruma statüsü.

İlk üç uluslararası koruma türü, bireysel; sonuncu koruma türü ise kitleseldir. Diğer bir ifadeyle, geçici koruma, kitlesel akınla gelenlere sağlanmaktadır. Suriyeliler, 28 Nisan 2011 tarihinden itibaren Türkiye’ye kitlesel olarak geldiklerinden geçici korunan statüsünde sayıldığını açıkça söyleyebiliriz. Basında ve resmi açıklamalarda ifade edildiğinin aksine, Türkiye’ye kitlesel olarak sığınma amacıyla gelen Suriyeliler “mülteci” değildir. 1961 yılında Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Cenevre Konvansiyonu’na taraf olan Türkiye sadece Avrupa ülkelerinden gelenlere mülteci statüsünü tanımaktadır. Kısacası Türkiye’den sığınma talep eden bir yabancıya mülteci statüsünün verilebilmesi için Avrupa’dan gelmesi gerekmektedir.

1951 Cenevre Konvansiyonu’nda yer alan tanım, YUKK’un 61. maddesinde aynen yer almakla beraber coğrafi alan sınırlaması sebebiyle 61. maddeye “Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar” ifadesi eklenmiştir. YUKK’un 3(1)(b) maddesi uyarınca Avrupa ülkeleri, Avrupa Konseyi üyesi olan ülkeler ile Bakanlar Kurulunca belirlenecek diğer ülkeleri ifade etmektedir.

Hangi ülkeden gelirlerse gelsinler kitlesel akınla gelen yabancılar, bu Yönetmeliğin kapsamına girmektedirler. Geçici korunanların tipik örneğini Suriyeliler teşkil etmektedir. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’deki Suriyelilere sağlanan uluslararası koruma türü, geçici korumadır. Bu nedenle Suriyeliler için “geçici korunan Suriyeliler” ifadesinin kullanılması gerekir.

Özellikle seçim dönemlerinde Suriyelilere Türk vatandaşlığı verildiği ya da verileceği yönünde haberler yapılmaktadır. Hatta Suriyelilere vatandaşlık kartı verildiği ifade edilmektedir. Ancak bu haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Suriyelilere hangi şartlarla Türk vatandaşlığı verilebileceği sorusunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda yer alan hükümlere göre yanıtlamak gerekir. Söz konusu Kanunda Türk vatandaşlığının aslı yoldan kazanılması hususunda toprak esası değil, kan esası kabul edilmiştir. O halde TVK uyarınca, Türk topraklarında doğmak, kural olarak, Türk vatandaşlığını kazanma sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, anası veya babası Suriyeli olan ve Türkiye’de doğan çocuklar, doğumla ana veya babalarının vatandaşlığını kazanmışlarsa, bu çocuklar Türk vatandaşlığını iktisap edemez. Ancak çocuk doğduğunda ana veya babası vatansız ise o zaman çocuk Türk vatandaşlığını kazanabilecektir. Örneğin, Suriye ordusuna karşı savaşmaları sebebiyle Suriye vatandaşlığından atılan ve böylece vatansız hale gelen ana ve babanın Türkiye’de doğan çocuğuna Türk vatandaşlığı verilebilecektir.

Suriyelilerin Türk vatandaşlığını evlenme yoluyla kendiliğinden kazanması mümkün değildir. Suriyelilerin evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanması, evlilik akdinden itibaren en az üç yıllık sürenin geçmesi, yetkili makama başvuruda bulunmalarına ve başvuru sahiplerinde, aile birliği içinde yaşama; evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama; millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartları aranmaktadır. Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyenler, bulundukları ildeki valiliğe başvurmaları gerekir. Valilik tarafından hazırlanacak vatandaşlık başvuru dosyası, İçişleri Bakanlığı’na gönderilecektir. İçişleri Bakanlığı’nca yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir.

Belirttiğimiz haller dışında Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanmaları, ancak yetkili makam kararıyla olacaktır. Ancak Suriyelilerin yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri için TVK’nın 11. maddesinde aranılan diğer şartların yanı sıra yasal ve kesintisiz olarak beş yıl Türkiye’de ikamet etmiş olmaları ve Türkiye’de yerleşme niyetiyle oturmaları gerekir. Ayrıca Türk vatandaşlığını kazanmak için başvuran bütün yabancılar hakkında emniyet ve MİT tarafından güvenlik soruşturması yapılmaktadır.

Uluslararası koruma altında olan Suriyelilerin Türkiye’de geçirdikleri süre, Türk vatandaşlığının kazanılmasında aranılan beş yıllık sürenin hesabında dikkate alınmayacaktır. Çünkü Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğindeki düzenlemeye göre, yasal ikamet izni olmaksızın veya yasal olmakla birlikte Türkiye’de yerleşme niyetini göstermeyen; sığınma veya iltica başvuru sahibi, sığınmacı, öğrenim, turistik, öğrenim gören çocuğuna refakat, tedavi gibi amaçlarla ikamete bağlandığı anlaşılan kişilerin başvurusu kabul edilmez ve bu husus yazılı olarak ilgilisine bildirilir. Yönetmeliğin bu maddesi, aslında geçici korunanları da kapsamaktadır. Dolayısıyla Suriyelilerin Türkiye’de geçirdikleri süre, vatandaşlığın kazanılmasında hesaba katılmayacaktır. Bu nedenle Suriyeliler Türk vatandaşlığının kazanılmasında aranılan beş yıllık yasal ikamet şartını yerine getirmediklerinden 5901 sayılı TVK’nın 11. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığına alınması da mümkün görünmemektedir.

Geçici koruma statüsü ile Türkiye’de daimi olarak yaşamaları da mümkün olmadığından TVK da Suriyelilerin toplu olarak Türk vatandaşlığına alınmasına olanak veren bir hüküm yer almaktadır. “Vatandaşlığa Alınması Zaruri Görülen Yabancılar”.  Bu istisnai hükümle millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla İçişleri Bakanlığı’nın teklifi, Bakanlar Kurulu’nun kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler. Buna göre yabancının istisnai yoldan Türk vatandaşlığını kazanması için aranılan iki şart vardır: Birincisi, Bakanlar Kurulunca vatandaşlığa alınmalarının zaruri görülmesidir. İkinci şart ise, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin olmamasıdır. Bakanlar Kurulu, Türk vatandaşlığına almada genel şartları taşımayan Suriyelileri, milli güvenlik ve kamu düzeni açısından bir engel yoksa, toplu olarak Türk vatandaşlığına alabilecektir. Ancak istisnai yolla Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için, talepte bulunmaları gerekir. Çünkü doğum ile kazanılan vatandaşlık hariç, vatandaşlık kişiye zorla yani iradesi dışında yükletilemez.

Öncelikle Suriyelilerin hukuki statülerinin hangi kategoride olduğu belirlenmeden gerçekleştirilecek her adımın altı boş kalacaktır. Hukuki çerçevede ülkemizde geçici korunan statüsünde bulunan Suriyelilerin Türk vatandaşlığına alınması noktasında çalışmalardan evvel toplumumuzun kafasında yer etmiş haklı yada haksız soruların ve önyargıların bir çözüme kavuşturulmuş olması bu sürecin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlayacağı düşüncesindeyim. Toplumda gösterilen tepkilerin ardından Ahiska Türklerinin de Türk vatandaşlığına alınacağı yönündeki açıklamalar geç kalmış ve Suriyelilerin vatandaşlığından evvel alınmış bir karar olması gerektiğini söylemeden geçmek istemem.